Verem nedir?

(Tüberküloz), Koch basilinin sebep olduğu bir hastalıktır. İnsanlar kadar hayvanlar da yakalanabilir. Zayıflama, en belirli özelliğidir.

Bu yüzden «ince hastalık» da denir. Çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Basili 1822'de Robert Koch tarafından bulunmuştur. Hastalığın bulaşmasında öksürükle saçılan basillerin, kirlenmiş dışkı ve idrarın, cilt veya kemikteki verem akıntılarının rolü büyüktür. Ev halkı arasında çok kolay yayılır. İnsanlar arasında ölüm oranı P/o 10'dur.

Bu bakımdan insan bünyesinin vereme doğuştan mukavim olduğu söylenebilir. Yalnız zencilerde bu mukavemet çok daha azdır. Kötü beslenme şartları hastalığa mukavemeti çok azaltır. Ruhen hassas kişilerin dayanma gücü de azdır. Basil hemen her dokuda yerleşir, ama en çok yerleştiği yer akciğerlerdir. Sindirim yoluyla giren basil de, karın veremine sebep olur. Basil vücuda girdikten sonra kendisini hemen belli etmeyebilir.

Ancak vücudun zayıf bir anında derhal ortaya çıkar. Akciğer alveolüne varan basil, burada ilk merkezi meydana getirir. Lenf yoluyla bir lenf bezine ulaşır, İkinci bir merkez kurar. Hastalık ilerlediği takdirde akciğer dokusunda yaralar, kavern denilen boşluklar meydana getirir. Basiller lenf ve kan damarları ile vücudun başka bölgelerine de ulaşabilir.

Akciğer tüberkülozu: Basil, solunum yolu veya komşu organlardan kan vasıtasıyla gelir. Gençlerde zatürree gibi başlayabilir. Hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ilk belirtileridir. Orta vakalarda aylarca süren akşam ateşi görülür. Ağır vakalarda ise ateş 39 - 40°'ye kadar yükselir. Terleme dikkati çeker. Hasta sabahları bile yorgun uyanır. Zayıflama gittikçe hızlanarak devam eder. Önce yağlar, sonra kaslarda erime görülür. Öksürük dikkati çeker. Önceleri yalnız sabah görülen öksürük, sonra gece - gündüz devam eder.

Kavernlerin iltihaplanması ile hasta balgam çıkarmaya başlar. Kavern cidarındaki kan damarlarının zedelenmesi ile Ipalgam kanlı da olabilir. Diğer belirtileri, göğüs ağrıları, çarpıntı, hazım güçlükleri, hırıltı ve sinirliliktir. Hastalığın tedavisi için dinlenme, temiz hava, perhiz ve gerekirse cerrahi tedavi gerekir. Dinlenme, vücudun mukavemetini artırır. Yatak istirahati kesindir. Ağır durumlarda hastanın okumasına dahi müsaade edilmez. En iyi dinlenme yerleri sanatoryumlardır.

Hastanın odası temiz, havadar, güneşli olmalıdır. Açık hava kürleri iştah açar. Hastaya verilecek besin de çok kuvvetli olmalıdır. Vitaminlerden başka günde 2.500-3.000 kalori gereklidir. Tütün kesin olarak yasak edilir. Ancak iştah açacak miktarda alkole İzin verilir. 1944'te streptomisinin bulunmasından beri ilaçla tedavide önemli gelişmeler olmuştur. Bugün kullanılan ve çok etkili başlıca verem ilaçları, streptomisin, para amino-salisilik - asit, izo nikotinik asit hidrazidi, neomisin, viomisin ve tirotrisindir. Bazı hallerde hastanın akciğerinin bir lobunun cerrahi müdahele ile alınması da yararlı sonuçlar verir.

Milliyet tüberküloz: Tüberküloz basillerinin birden kana geçmesiyle baş gösteren bir tehlikeli hastalıktır. Terleme çok dikkati çeker. Daha çok çocuklarda görülür.

Adenit tüberküloz: Lenf bezlerinde lenfe karışan basiller yüzünden meydana gelen iltihaplanmadır.

Plörezi: Akciğer zarı tüberkülozudur.

İdrar yolu tüberkülozu: Böbreklerde görülür. Daha çok yetişkinlerde ortaya çıkar. Sık sık idrar etmek, idrarda kan ve ağrılı idrarla kendisini belli eder. En iyi tedavi yolu, böbreğin çıkarılmasıdır.

Cinsiyet organları tüberkülozu: Kan yoluyla diğer organlardan atlayan basiller, cinsiyet organlarına da yerleşebilir. Kadınlarda yumurtalıklarda, fallop borusunda, nadiren vajina ve vulva'da görülür. Tedaviyle iyileşebilir. Aksi halde organları almak gerekir.

Menenjit tüberküloz: Beyin zarı ve merkez sinir sistemi veremidir. Daha çok çocuklarda görülür. Öldürücüdür. Genellikle miliyer tüberkülozdan sonra görülür. Şiddetli baş ağrısı, kusma, akşamları 39-40° ateş, huysuzluk, bağırma ile kendisini belli eder. Dalgınlık ve sayıklama, şaşılık, felçler de görülebilir. Refleksler gittikçe azalarak hasta komaya girer.

İyileşmek pek enderdir. Bunlardan başka meme, kalp kası, hipofiz, böbrek üstü bezi, karaciğer, safra yolları, dalak, kulak burun, gırtlak, ağız, dudak, yemek borusu, mide, bağırsak ve kemik veremleri de vardır. Hastalıktan korunmanın en iyi çaresi B.C.G. verem aşısı yaptırmaktır.

Tıp tarihi, bu hastalığın binlerce seneden bu yana var olduğunu göstermektedir. Eski Mısır mumyalarında omurga tüberkülozunun izlerine rastlanmıştır. Tüberküloz terimi ilk olarak 1834 senesinde kullanılmağa başlandı. Tüberkülozun amili 1882’de Robert Koch tarafından keşfedilmiş ve "Koch Basili" olarak adlandırılmıştır. Yıllar geçtikçe, tüberkülozun bilinmeyen yönleri gün ışığına çıkmış, teşhis ve tedavisi konusunda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

Tekrarlayan verem

Primer enfeksiyonu geçirmiş ve tüberküloz allerjisi husule gelmiş olan bir vücutta, aylar veya seneler süren gizli bir dönemden sonra başgösteren tüberkülozdur. Bu tüberküloz, ya dışardan yeniden tüberküloz basili alınmasıyla veya eskiden mevcut olan tüberküloz odaklarının alevlenmesiyle meydana gelmektedir. Akciğer tüberkülozunun akciğer içine ve vücuda yayılımı, kan yoluyla, bronşlar yoluyla, lenf damarları yoluyla ve doğrudan komşuluk yoluyla olabilmektedir. Tüberkülozun yaygınlaşmış haline miliar tüberküloz denir ki, bu durum ağır ve ciddi bir haldir.

Tüberkülozda diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi bir bağışıklık bulunmaz. Tüberküloz bağışıklığı kısmi ve özel bağışıklıktır; tam bir direnç değildir. Tüberkülozda, basillerin vücuda ilk girişiyle sonraki girişi arasındaki olaylar birbirinden farklıdır. İnsanda ilk enfeksiyon genellikle hiç belirti vermeden iyileşebilen küçük bir lezyon olarak kalır. Tüberkülozda allerji teşekkülünü, bir başka deyimle ilk bulaşmanın koruyucu etkisini gösteren klinik müşahadeler, verem aşısı fikrini doğurmuş ve böylece BCG aşısı geliştirilmiştir.

Kitle halinde aşılanmalarla, tüberkülozdan ölüm oranları oldukça azalmıştır. Aşı, deri testiyle şahsın, daha önce enfeksiyona maruz kalmadığı tespit edildikten sonra, sol omuz bölgesi deri içine yapılmaktadır. Bugün 0-5 yaş arası grupta, kitle halindeki aşılamalarda, deri testi yapılmadan BCG uygulanmaktadır. Bu usulde deri testi müspet olanlarda bile aşı tatbikinin hiçbir tehlikesi yoktur.

Akciğer tüberkülozunun belirtileri

Vak’aların pekçoğunda silik belirtilerle sinsice başlar. Bu yüzden çok ilerlemiş hale gelinceye kadar gizli kalan pekçok vak’a vardır. Bu sebeple verem taramalarında hiç klinik belirti göstermeyen birçok vak’anın tespiti mümkün olmaktadır. Ateş, veremin en sık görülen belirtilerindendir. Genellikle akşama doğru yükselen hafif bir ateş vardır. Bu ateş bazen haftalar ve hatta aylarca devam eder. Yorgunluk ve halsizlik, erken belirtilerin başında gelir. Kilo kaybı umumiyetle yavaş ilerler, fakat bazen çok belirgin olabilir. İştahsızlık ve hazımsızlık vardır. Gece terlemeleri daha ziyade ilerlemiş vak’alarda rastlanan bir belirtidir.

Kadınlarda adet bozuklukları da sık görülür. Bu sayılan belirtiler genellikle sinsi başlar ve gelişir. Fakat bazen belirtiler ani olarak gelişir ki, bu durum da bir soğuk algınlığı veya gribi andırır. Öksürük ve balgam çıkarma, en çok görülen belirtilerdendir. Hastalık ilerledikçe öksürük şiddetlenir, balgam miktarı artar. Kanlı balgam da önemli belirtilerden biridir. Balgamdaki kanın miktarı ve niteliği çok değişiktir. Balgamda çizgiler halinde görülen kan bulaşımından, büyük ve öldürücü kanamalara kadar değişebilir. Veremli hastalarda bir belirti de hışırtılı solunumdur. Önemli bir belirti de yan ağrısıdır. Yan ağrısı özellikle tüberküloza bağlı olarak ortaya çıkan zatülcenpte görülmektedir.

Akciğer dışı tüberkülozlar

1. gırtlak Tüberkülozu: Ses kısıklığı, ağrı ve yutma güçlüğü vardır.
2. Soluk borusu ve yutak tüberkülozu; oldukça nadirdir.
3. levra (akciğer zarı) tüberkülozu.
4. Periton (karın zarı) tüberkülozu: Karında su toplanır, ateş, belirsiz ağrılar ve bazen da barsak tıkanıklığı belirtileriyle kendini gösterir.
5. Perikard (kalp zarı) tüberkülozu.
6. Lenf bezlerinin tüberkülozu: Tedaviye oldukça inatçı olup, uzun yıllar etkisiz gibi görülmesine rağmen sıklıkla nükseder. Bu sebeple tedaviye en az 2,5-3 sene devam edilmeli ve hasta lenf bezleri çok büyük ve yumuşaksa cerrahi olarak çıkarılmalıdır.
7. Mide-barsak kanalına ait tüberküloz: Akciğer tüberkülozunda balgamın sık ve çok miktarda yutulması ile meydana gelir. Barsaklarda yer yer ülserler vardır.
8. Böbrek ve idrar yolları tüberkülozu: İdrarda kanama olur.
9. Genital tüberküloz.
10. Kemik tüberkülozu.
11. Deri tüberkülozu. Görüldüğü gibi, tüberküloz, vücutta akciğerlerden başka birçok organda görülebilmektedir.

Verem'de tedavi

Hastalık, yaşama şartları kötü ve eğitimi yetersiz ortamlarda artış gösterir. Hastalanma olasılığını artıran sebepler arasında; ergenlik çağı, gebelik, kötü beslenme, kontrolsüz şeker hastalığı, steroid tedavisi, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlarla tedavi ve meslek hastalıkları sayılabilir.

Streptomisinin keşfedilmesiyle, tüberküloz tedavisinde büyük bir çığır açılmıştır. Sonradan birçok ilaç daha keşfedilmiştir. Streptomisinden başka ençok kullanılan ilaçlar, isoniazid, etambutol, rifampisindir. Bu ilaçların bazı istenmeyen tesirleri de vardır. Tedavinin tam bir disiplin içinde ve doktor kontrolünde yürütülmesi şarttır. Düzensiz ilaç kullanımı, tüberküloz basillerinde ilaçlara karşı direnç meydana getirmektedir.

Tüberkülozdan korunmada önemli bir husus, yeni doğan bütün çocukların hayatın ilk ayı içinde aşılanmasıdır. Ayrıca beslenme şartlarının düzeltilmesi, temizliğe ve hijyene dikkat etmek, halkın sağlık eğitimine tabi tutulması ve belirli zamanlarda yapılan kitle taramaları ile tüberkülozdan korunmak mümkündür.

Sözlükte "verem" ne demek?

1. Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen koch basilinin yol açtığıateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz.
2. Bu hastalığa tutulmuş, veremli.

Cümle içinde kullanımı

Annemin, genç yaşta veremden ölen rahmetli amcasını görmedim.
- Y. Z. Ortaç

Verem kelimesinin ingilizcesi

adj. phthisic, phthisical, tubercular, tuberculous
n. consumption, phthisis, tuberculosis
Köken: Arapça

Son eklenenler